Stres ve Fiziksel Egzersiz İlişkisi

Anasayfa » Stres » Stres ve Fiziksel Egzersiz İlişkisi

Değişen çalışma koşullarında artan rekabet ve teknolojik gelişimlerin sonucu hızlı bir iletişim beklentisi bizleri sürekli bir baskı altında tutmaktadır. Gün geçtikçe artan, daha erken yaşta ve daha sık karşılaşır olduğumuz ölümler ve hastalıklar ise bu baskıya dayanma gücümüzün azaldığını, bu baskı ve strese karşı dayanıklılığımızı güçlendirmek için hemen şimdi harekete geçmemiz gerektiğini göstermektedir.
 
Dayanıklılık, bizi zorlayan stresli olay ve durumlara uyum gösterebilme becerimizdir. Dayanıklılığı yüksek kişiler stresten daha az etkilenir, daha hızlı toparlar, hatta bu tür deneyimleri gelişim fırsatı olarak bile görebilirler. Dayanıklılığı düşük kimseler için de tam tersi geçerlidir.
 
Uzun süre ve sürekli devam eden stres, sağlığımız üzerinde ciddi zararlara yol açmaktadır. Pek çok kişi ne yazık ki oluşan belirtileri görmezden gelmekte, başında önlem almak yerine hastalık boyutuna geldiğinde bir şeyler yapmaya çalışmaktadır. O aşamada da bağışıklık sistemi zayıfladığından yeterli dayanıklılığı gösterememektedir.
 
Dayanıklılık doğuştan gelmez, öğrenip geliştirebileceğimiz bir şeydir. Bu yazımızda bahsedeceğimiz fiziksel dayanıklılık, kişinin hastalık, kaza ya da yaşla ilişkili değişimlere karşı işlevselliğini koruyabilme becerisidir.
 
Yapılan pek çok çalışma depresyon gibi psikiyatrik hastalıkların arttığını gösterirken artan teknoloji kullanımıyla eskiye göre çok daha az hareket ettiğimizi de göstermektedir. Acaba bu ikisi arasında bir ilişki olabilir mi; hareketsizlik strese karşı dayanıklılığımızı azalttı mı?
 
Daha aktif olarak dayanıklılığımızı arttırmak mümkün mü?
 
Aslında yaptığımız her hareket içinde stres barındırır. Sadece bu cümleyi okumak bile beyniniz üzerinde bir talep yaratır, önemli olan bir stres faktörüne bizim nasıl tepki verdiğimizdir. Stres gelişim için gereklidir, aşırı olmadıkça vücudumuz strese adapte olur, zamanla daha iyi başa çıkmaya başlar. Örneğin 100 kg ağırlık kaldırmaya çalışırsanız vücudunuz için büyük ihtimal bu fazla gerginlik yaratır ve yaralanabilirsiniz, gücünüzü arttırmak için 10 kg yeterli bir miktar olacaktır.
 
Peki, vücudumuzu egzersiz ile orta seviye strese maruz bırakmak iş stresi, trafik gibi gelecekteki olaylarda stres tepkilerinin azalmasına nasıl yol açar?
 
Yapılan bir çalışmada, araştırmacılar bir grubu 10 haftalık yürüyüş ve koşu programına almış diğer grubu hareketsiz yaşam düzenlerinde tutmuştur. Program sonunda egzersiz yapan grubun kaygı düzeylerinde düşme, tansiyon ve yorgunluk düzeylerinde azalma bulunmuştur. Başka bir çalışmada da aerobik egzersizi, ağırlık çalışması ve hiçbir çalışma yapmayan 3 grubun stresli bir duruma verdikleri tepkiler karşılaştırılmıştır. Katılımcılar, içinde numaralar olan dikkat dağıtıcı konuşmaları duyarken bir taraftan da bir ekranda çok hızlı gözüken zihinsel aritmetik puzzle’ları cevaplamaya çalışmışlardır. Diğer gruplarla karşılaştırıldığında aerobik egzersiz yapan grupta kalp atışının ve kan basıncının daha yavaş olduğu bulunmuştur. Bu da bize egzersiz yapmanın diğer yaşam olaylarına gösterdiğimiz fiziksel ve psikolojik dayanıklılığı da arttırdığını göstermektedir.
 
Bu mekanizmanın nasıl işlediği tam olarak açıklanamasa da bazı araştırmalar bunun beyin kimyasının ve vücut ısısının değişmesine bazıları da kardiovasküler performansın güçlenmesine, başka stres faktörleriyle karşılaştığında daha fazla çalışmaya gerek kalmadan durumu kotarabildiğini göstermektedir. Bu sayede egzersiz yapmak vücudun stres tepkisi gösterme eşiğini yükseltmektedir.
 
Fiziksel dayanıklılık; dengeli ve sağlıklı bir beslenme, düzenli egzersiz ve dış görünüşümüzü içerir.
 
Dengeli ve sağlıklı beslenme adına;

  • Güne yeterli vitamin, mineral ve karbonhidratları aldığınız sıkı bir kahvaltıyla başlayabilir,
  • 3 ana öğün dışında 2 ara öğün ile metabolizmayı arttırarak yağ yakımını ve enerji depolamasını arttırabilir,
  • Gece atıştırmalarından vazgeçebilir,
  • Tahıl, meyve, sebze, süt ve ürünleri, et, yağ ve şeker dediğimiz her çeşit ana gıda grubundan tüketebilirsiniz.

 

Fiziksel egzersiz adına;

  • Haftada 4 gün minimum 20 dk kardiyo ve 20 dk. kasları güçlendirme egzersizi yapabilir,
  • Yürüyüş, koşu, bisiklet ve yüzme gibi her yerde rahatlıkla yapabileceğiniz bir sporu seçerek düzenli hale getirebilirsiniz.

Bu sayede kilonuzu kontrol altında tutar, bağışıklık sisteminiz hastalıklarla daha iyi başa çıkar, modunuzu yükseltir, enerjinizi arttırır ve uyku kalitenizi yükseltirsiniz. Dengeli ve sağlıklı beslenip düzenli egzersiz yaptığınızda hem kendinize olan güveniniz artar hem de toplum içindeki kredibiliteniz yükselir. Bu da sizin modunuzu ve üretkenliğinizi de arttıracaktır.
 
Unutmayın; vücudumuz belli bir miktar hareket etmeye yönelik tasarlanmıştır, bu hareket gerçekleşmediğinde vücut da koşullara uygun performans göstermez. Bizler doğal çevremizden uzaklaştıkça çeşitli problemlerle ve stresle boğuşmaya devam edeceğiz.
 
Hareket candır…
 
Uzm. Psk. Manolya Özek Tatış

Diğer Blog Yazıları

İç Seslerimizi Yönetmek

Yeni bir haftadan herkese merhaba. Geçtiğimiz haftalarda Ego (Benlik) Durumları kavramını detaylı bir şekilde ele almış ve bugün bir yetişkin olarak bu Ego Durumlarının, yani iç seslerimizin, aktif olduğunu anlatmış ve sizleri hangi iç sesinizin daha aktif olduğunu keşfetmeye davet etmiştik.   Bu hafta ise İç Seslerimizi fark ettikten sonra bu sesleri yöneterek yaşamımızı daha […]

İç Seslerimiz

Herkese merhaba. Geçtiğimiz hafta 5 farklı Ego Durumunun benliğimizin gelişimindeki etkisini ele almış ve hepsinin birer işlevi olduğunu bir örnek üzerinden açıklamıştık. Bu hafta Ego Durumlarına daha yakından bakacağız ve kendi stilimizde hangisini daha çok kullandığımızı yine bir örnek üzerinden keşfetmeye çalışacağız.   Diyelim ki yöneticiniz/müdürünüz bir gün sizi yanına çağırdı ve şirkette küçülmeye gittiklerini, […]

Neden ben Ben oldum?

Yeni bir haftadan herkese merhaba… Geçtiğimiz hafta benliğimizin oluşumunda Temas İletilerinin etkisinden bahsetmiştik. Bu hafta ise Ego (Benlik) Durumları kavramını sizlerle paylaşmak istedik.   Transaksiyonel Analiz Kuramı hepimizin içinde olan 3 farklı Ego Durumunu; Ebeveyn, Yetişkin ve Çocuk olarak tanımlar. Bu yaklaşıma göre her birimiz bugün birer yetişkin olsak da içimizde bir Çocuk Ego durumu […]

Ben kimim ve bunu nereden biliyorum?

Hiç kendinize “ben kimim ve bunu nereden biliyorum?” sorusunu sorduğunuz oldu mu? Hemen hemen herkes “ben kimim” sorusunu kendine sormuştur diye tahmin ediyoruz. Peki kim olduğunuzu nereden biliyorsunuz?   Bu haftaki yazımızda kimliğimizi ve kendimize dair sahip olduğumuz bilginin kaynağını Temas İletileri kavramı üzerinden açıklayacağız. Transaksiyonel Analiz Yaklaşımına göre insanın en temel ihtiyaçlarından biri temasta […]

21 Gün Kuralı

Yeni bir haftadan herkese merhaba, geçtiğimiz hafta yeni alışkanlıkları kazanmakta neden zorlandığımızdan ve bu konuda neler yapabileceğimizden bahsetmiştik. Kısaca özetleyecek olursak, yeni bir alışkanlık kazanmak için atabileceğimiz ilk adımın ihtiyacımızın ardında yatan gerçek motivasyon kaynağını belirlemek olduğunu, sonrasında ise bu ihtiyacımızı hayata geçirmek için küçük adımlar atabileceğimizi söylemiştik. Bununla birlikte, alışkanlıkları değiştirmenin, özellikle hayatımızda köklü […]

Yeni Alışkanlıklar

Yeni bir haftadan herkese merhaba… Geçtiğimiz yazının konusu kendimizle kurduğumuz iletişim biçimimizi değiştirmek ile ilgiliydi. Bu hafta ise aldığımız yeni kararları hayta geçirmekte neden zorlandığımızdan ve bu konuda neler yapabileceğimizden bahsedeceğiz.   İnsanlardan sık sık “alışkanlıklarımı değiştiremiyorum”, “hayatımda yeni kararlar almıştım ama hiçbirini uygulayamadım” gibi cümleler duyarız. Bu sorunlarla karşılaşmamızın ilk sebebi alışkanlıklarımızı değiştirmenin göründüğü […]

Kendimizle İletişim Biçimimizi Değiştirmek

Kasım ayının sonundan herkese merhaba… Yılın son ayına “Yeni Bir Yıl, Yeni Kararlar” konusuyla başlıyoruz. Hemen hemen hepimiz yeni bir yıla hazırlanırken koskoca bir yılın nasıl geçtiğini ve bütün bir yıl boyunca neler yaptığımızı değerlendiririz. Hayatımızda neler değişti, neler aynı kaldı veya değiştirmek isteyip de değiştiremediğimiz neler oldu diye bütün bir yılımızı gözden geçiririz. Bazen […]

Mobbing

Kasım ayının son haftasını işyerinde psikolojik şiddet konulu yazımızla sonlandırıyoruz. İş dünyasının “Mobbing” olarak nitelendirdiği bu kavram günümüzde çok sık karşılaştığımız ve sonucu istifaya, iş akdinin feshine veya tazminat davasına kadar varabilen bir durumdur. &nsbp; Mobbing, bir yöneticinin veya bir grup tarafından genellikle hedef alınan kişi veya kişilerin çalışmalarını engellemek, huzurunu kaçırmak, yıldırmak yoluyla gözden […]

Eşler Arası Psikolojik Şiddet

Büyük hayallerle ve umutlarla başlanılan evliliklerde ve ikili ilişkilerde zaman zaman inişler ve çıkışlar yaşanmaktadır. Farklı kültürlerde yaşayan iki insanın aynı hayatı ve evi paylaşırken fikir ayrılıklarına düşmesi ve tartışması oldukça normaldir. Önemli olan iki yetişkin gibi konuşup, karşılıklı birbirini dinleyip asgari müşterekte buluşabilmektir.   Günümüzde pek çok çift arasında psikolojik ve fiziksel şiddete rastlıyoruz. […]

Çocuklarla Şiddet (Terör) Hakkında Konuşmak

Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan terör olayları yetişkinleri olduğu gibi çocukları da etkileyebilir. Terör, şiddet ve eylem haberlerinin yoğunlukla alındığı günümüzde, yetişkinler çocukların kendilerini güvende hissetmeleri için onlara destek olmalıdırlar. Çocukların olaylardan etkilenme dereceleri kişisel şartlara bağlıdır.   Eğer terör ve şiddet çocuğun gündeminde yoksa, merak ettiği ve sorduğu şeyler yoksa, gündemine almasını sağlayacak bilgi ve […]

Akran Zorbalığı

Yeni bir haftadan herkese merhaba… Bu haftaki konumuz çok sık karşılaştığımız bir psikolojik şiddet türü olan akran zorbalığı/şiddeti. Peki sıklıkla duyduğumuz bu kavram olan akran zorbalığı nedir?   Akran zorbalığı, çocukların ve ergenlerin akranları tarafından saldırgan davranış ve tutumlara maruz kalmasıdır. Zorbalık davranışı; kasıtlı olarak bir başkasına zarar vermek, sindirmek istemek, kendi istediğini yaptırabilmek için güç, […]

Psikolojik Şiddet

Kasım ayından herkese merhaba… Bu ay boyunca günümüzün en büyük sorunlarından biri olan Psikolojik Şiddet kavramını ele alacağız.   Bir başkasını sindirmek, aşağılamak, duygusal olarak incitmek ve onun üzerinde tahakküm kurmak amacıyla yapılan her davranış psikolojik şiddettir. Fiziksel şiddete kıyasla psikolojik şiddet, çok uzun bir süre kendini gizleyebilir ve mağdur belki de yıllarca şiddete maruz […]

Ben Diliyle Geri Bildirim

Yeni bir haftadan herkese merhaba… Ekim ayı boyunca geri bildirimin özelliklerinden, çocuğumuza, iş arkadaşlarımıza ve eşimize nasıl geribildirim vereceğimizden bahsettik. Bu ayki konumuzu bitirmeden önce, geri bildirimde en önemli yöntemlerden biri olan Ben Dilinin kullanımından bahsedeceğiz. Yargılamadan, eleştirmeden ve yalnızca karşı tarafın davranışının bizde yarattığı etkiyi ifade etmek geri bildirim vermenin en doğru yoludur diyebiliriz. […]

Z Kuşağında bir Ergenle Başa Çıkma Tüyoları

Az önce yine kaygılı bir aile çıktı ofisimden. Üniversitede okuyan çocukları kendi seçtiği bölümü sevmemiş okulu bırakmak istiyormuş. Bütün gün evde bilgisayar oynuyormuş. Özellikle anne çocuğuna etki yaratamamaktan onun böylesine atalet halinde olmasından çaresiz ve evladının geleceği için endişeli hissediyor. Bu hikâye eminim tanıdık geldi sizlere de. Belki siz de ders konusunda sürekli çatışırken buluyorsunuz […]

Geri Bildirim ve İleri Bildirim

Eskiler bir hareketi veya davranışı onaylanmadıkları zaman uyarıda bulunurlardı. “Ali’yi uyardım”, “Elif’in davranışının yanlış olduğunu belirttim” veya “patron tarafından eleştiri yağmuruna tutuldum” gibi cümleleri duymuşsunuzdur. Pek çok psikoloji yaklaşımında da bu kavramla sıkça karşılaşırız. Transaksiyonel Analizde” Temas İletileri” kavramına göre; her sağlıklı birey temas iletisi alabilir, verebilir, isteyebilir, reddedebilir ve kendi kendine verebilir. Alfred Adler […]

Ergenlik Döneminde Cinsellik

Eylül ayının son haftasından herkese merhaba! Geçen haftaki yazımızda ergenlik döneminin genel özelliklerinden ve kimlik karmaşasından bahsetmiştik. Bu haftaki yazımız, ergenlik döneminde cinsel kimlik oluşumu ve cinsel yönelim üzerine olacak.   Ergenlik döneminde salınımı hızla artan testosteron ve östrojen hormonları, bu dönemde cinselliğin önem kazanmasını etkileyen başlıca faktördür. Bununla birlikte, ergenlik dönemindeki bireyler ebeveynlerinden uzaklaşarak […]

Ergenlik Dönemi

Geçtiğimiz haftalarda, yaşamın erken döneminden başlayarak ergenliğe kadar olan üç gelişimsel dönemin (bebeklik, ilk çocukluk ve okul çağı) özelliklerini, bu dönemde ortaya çıkan çatışmalarla birlikte ele aldık. Bu yazımızın konusu, ergenlik döneminin özellikleri ve bu dönemin en büyük çatışması olan kimlik karmaşası.   Ergenlik dönemi, yaklaşık 10-12 yaşlarında çocuğun ergenliğe girmesi (puberte) ile başlayan ve […]

Okul Çağı

Yeni bir haftadan herkese merhaba… Geçen haftaki yazımızda okul öncesi dönemdeki üç gelişimsel dönemi ele aldık ve bu gelişimsel dönemlerin sağlıklı bir şekilde tamamlanmasının çocuğu okul yaşamına nasıl hazırladığından bahsettik. Bu haftaki konumuz, okul çağı olarak bilinen (7-11 yaş) ve Erikson’un “başarıya karşı yetersizlik duygusu” olarak adlandırdığı gelişimsel dönemin özellikleri olacak.   Bu dönemin başlangıcında […]

Gelişimsel Dönemler: Okul Öncesi Dönem

Yeni bir aydan herkese merhaba. Eylül ayı geldi, okullar açıldı, biz de bu ay sizleri okul öncesi dönemden yetişkinlik dönemine kadar gelişimsel süreçler hakkında bilgilendirmek istedik… İlk yazımızda okul öncesi dönemin (0-6 yaş) farklı periyotlarının gelişimsel özelliklerinden bahsedeceğiz.   Gelişim psikolojisinde, yaşamın erken döneminden itibaren farklı yaş dönemlerinin biyolojik, bilişsel, psikolojik ve sosyal özellikleri belirlenmeye […]

İş Yerinde Oynanan Oyunlar

Yeni bir haftadan herkese merhaba. Kendimizle, partnerimizle ve çocuklarımızla olan ilişkimizi değerlendirdikten sonra bu haftaki yazım işyerindeki ilişkilerimiz üzerine. Pek çok danışanım işyerinde oynanan oyunlardan mutsuz ve bunu nasıl yöneteceğini bilmiyor.   İşyerindeki ilişkileri anlamak adına bu hafta Yaşam Pozisyonlarını anlatacağım sizlere. Bir kağıdı dört eşit parçaya bölün. Sağ üst kutucuğa I. pozisyon diyoruz. Bu […]

Ebeveyn-Çocuk İlişkisi

Ebeveynlik Stilimizin Çocuklarımız Üzerindeki Etkisi   Ağustos ayının son yazısından merhaba. Bu haftaki konumuz ebeveynlik stilimizin çocuklarımız üzerindeki etkisi. Yine Transaksiyonel Analiz bakış açısıyla ebeveynlik stillerini 4 grup altında toplayıp her birinin pozitif ve negatif taraflarından bahsedeceğim.   Eleştirel Ebeveynler   Eleştirel ebeveyn stili olan ebeveynler kontrolcü ve müdahalecidirler. Suçlayıcı, yargılayıcı, aşağılayıcı, ahlak dersi veren […]

İletişim