Çocuklarla Şiddet (Terör) Hakkında Konuşmak

Anasayfa » Psikolojik Şiddet » Çocuklarla Şiddet (Terör) Hakkında Konuşmak

Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan terör olayları yetişkinleri olduğu gibi çocukları da etkileyebilir. Terör, şiddet ve eylem haberlerinin yoğunlukla alındığı günümüzde, yetişkinler çocukların kendilerini güvende hissetmeleri için onlara destek olmalıdırlar. Çocukların olaylardan etkilenme dereceleri kişisel şartlara bağlıdır.
 

  • Eğer terör ve şiddet çocuğun gündeminde yoksa, merak ettiği ve sorduğu şeyler yoksa, gündemine almasını sağlayacak bilgi ve açıklamalar onu rahatsız edebilir. O nedenle çocuğu gözlemlemek ve bu gözlemlere göre konuyu açıp açmamaya karar vermek uygun olacaktır.
  •  

  • Eğer terör ve şiddet çocuğun gündeminde var ise, anne—baba güncel gelişmeler hakkında çocuğun anlayacağı ve korkmayacağı bir dille, sadece çocuğun ihtiyacını karşılayacak kadar açıklamalar yapabilir ve eylemlerin hayat akışını nasıl etkileyeceğini, duygusal tepkilerle başa çıkma yöntemlerini anlatabilir.
  •  

  • Anne-babanın TV haberlerini çocuğun yanında izlemesi, izlerken de kendi endişelerini, yorumlarını ve korkularını ifade etmeleri çocuk için oldukça korkutucu olabilir. Her ne kadar çocukların gösterdikleri duygusal tepkilerin yapısı ve yoğunluğu çocuktan çocuğa farklılık gösterse de televizyon ve gazetelerde yer alan terör olaylarına ilişkin gerçek görüntülerin etkisiyle abartılmış endişeler yaşayabilir. Gerçekdışı da olsa en kötü şeylerin başlarına geleceklerini düşünebilir. Güvenlik önlemleri ve bölgesel alarm tedbirleri korkuların artmasına yol açabilir. Bu korkuların, çocuk için çok hayati olan temel güvenlik duygusuna zarar vermemesi için, yetişkinlerin çocukların yanında söylediklerini dikkatlice düşünerek ve korkutucu olmayan bir dille ifade etmesi yerinde olacaktır. Hatta yetişkinlerin, buna dair düşünce ve kaygılarını çocukların olmadığı bir ortamda birbirleriyle paylaşmaları oldukça uygun olacaktır.
  •  

  • Eğer çocuk korktuğunu ifade ediyorsa, bu korkuyu dinlemek ve kabul etmek en önemli adımdır. Bazen sadece, çocuğun duygusunu kabul etmek ve şefkatle sarılmak yeterli bir müdahale olabilir. Eğer konuşmak ve sizin düşüncelerinizi duymak istiyorsa; “Bu hepimiz için güç bir durum” diyerek çocuğa sarılmak uygundur. Şiddet ve saldırganlığa karşı olduğunuzu, güvenlik güçlerinin barışı sağlayacaklarına dair inancınızı çocuğunuza aktarabilirsiniz. Küçük çocuklara onları sevdiğinizi ve her zaman koruyacağınızı söylemek genellikle yeterlidir. Daha büyük çocuklarla ise alınan güvenlik önlemleri gibi daha somut girişimler hakkında, detaya girmeden konuşabilirsiniz.
  •  

  • Bazı çocuklar, anne-babalarının öfkesini sahiplenebilir ve öfke duygusunu yaşayabilir. Şiddet sergileyen insanlara veya politikacılara veya güvenlik güçlerine kızıp, bazen de bu öfkeyi yakınlarına yansıtabilir ve saldırgan tepkiler verebilirler. Yetişkinler çocukların kendilerini güvende hissetmeye ihtiyacı olduğunu unutmayarak, öfkelerini çocukların yanında ifade etmekten kaçınabilirler.
  •  

  • Anne ve/veya babası güvenlik görevi nedeniyle uzakta olan çocuklar endişelenebilir. Bu konunun yetişkinler tarafından özenle ele alınması, çocuğun endişeleri hakkında onunla konuşulması ve endişelerinin giderilmesi uygun olacaktır.
  •  

  • Anne-babasının duyguları çocuklar için çok önemlidir, kendi duygularını da çoğu kez ebeveynlerinin duygularına göre geliştirdikleri söylenebilir. Bu nedenle; dünyada az sayıda teröriste karşın pek çok iyi niyetli, şiddet ve saldırganlığa başvurmadan yaşamlarını sürdüren insanların var olduğunu vurgulamanız çocuk için çok rahatlatıcı ve güvende hissettiren bir paylaşım olacaktır.
  •  

  • Çocuklarınızın dikkatinin, dünyada yaşanan şiddet olaylarına yoğunlaşmasına izin vermeyin. Farklı etkinlikler ve konulara dikkatini çekin. Yetişkin olarak siz de haberleri izlemek için ayırdığınız süreyi kısaltabilir ve aile bireyleriyle hep birlikte zaman geçirebilirsiniz.
  •  
    Anne-babanın baş etmekte zorlandığı durumlarda bir uzmana danışması hem kendisi için hem de çocuk için rahatlatıcı olabilir.

     

    Uzm. Psk. Hülya Üstel Eleviş

    Diğer Blog Yazıları

    Mobbing

    Kasım ayının son haftasını işyerinde psikolojik şiddet konulu yazımızla sonlandırıyoruz. İş dünyasının “Mobbing” olarak nitelendirdiği bu kavram günümüzde çok sık karşılaştığımız ve sonucu istifaya, iş akdinin feshine veya tazminat davasına kadar varabilen bir durumdur. &nsbp; Mobbing, bir yöneticinin veya bir grup tarafından genellikle hedef alınan kişi veya kişilerin çalışmalarını engellemek, huzurunu kaçırmak, yıldırmak yoluyla gözden […]

    Eşler Arası Psikolojik Şiddet

    Büyük hayallerle ve umutlarla başlanılan evliliklerde ve ikili ilişkilerde zaman zaman inişler ve çıkışlar yaşanmaktadır. Farklı kültürlerde yaşayan iki insanın aynı hayatı ve evi paylaşırken fikir ayrılıklarına düşmesi ve tartışması oldukça normaldir. Önemli olan iki yetişkin gibi konuşup, karşılıklı birbirini dinleyip asgari müşterekte buluşabilmektir.   Günümüzde pek çok çift arasında psikolojik ve fiziksel şiddete rastlıyoruz. […]

    Çocuklarla Şiddet (Terör) Hakkında Konuşmak

    Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan terör olayları yetişkinleri olduğu gibi çocukları da etkileyebilir. Terör, şiddet ve eylem haberlerinin yoğunlukla alındığı günümüzde, yetişkinler çocukların kendilerini güvende hissetmeleri için onlara destek olmalıdırlar. Çocukların olaylardan etkilenme dereceleri kişisel şartlara bağlıdır.   Eğer terör ve şiddet çocuğun gündeminde yoksa, merak ettiği ve sorduğu şeyler yoksa, gündemine almasını sağlayacak bilgi ve […]

    Akran Zorbalığı

    Yeni bir haftadan herkese merhaba… Bu haftaki konumuz çok sık karşılaştığımız bir psikolojik şiddet türü olan akran zorbalığı/şiddeti. Peki sıklıkla duyduğumuz bu kavram olan akran zorbalığı nedir?   Akran zorbalığı, çocukların ve ergenlerin akranları tarafından saldırgan davranış ve tutumlara maruz kalmasıdır. Zorbalık davranışı; kasıtlı olarak bir başkasına zarar vermek, sindirmek istemek, kendi istediğini yaptırabilmek için güç, […]

    Psikolojik Şiddet

    Kasım ayından herkese merhaba… Bu ay boyunca günümüzün en büyük sorunlarından biri olan Psikolojik Şiddet kavramını ele alacağız.   Bir başkasını sindirmek, aşağılamak, duygusal olarak incitmek ve onun üzerinde tahakküm kurmak amacıyla yapılan her davranış psikolojik şiddettir. Fiziksel şiddete kıyasla psikolojik şiddet, çok uzun bir süre kendini gizleyebilir ve mağdur belki de yıllarca şiddete maruz […]

    Ben Diliyle Geri Bildirim

    Yeni bir haftadan herkese merhaba… Ekim ayı boyunca geri bildirimin özelliklerinden, çocuğumuza, iş arkadaşlarımıza ve eşimize nasıl geribildirim vereceğimizden bahsettik. Bu ayki konumuzu bitirmeden önce, geri bildirimde en önemli yöntemlerden biri olan Ben Dilinin kullanımından bahsedeceğiz. Yargılamadan, eleştirmeden ve yalnızca karşı tarafın davranışının bizde yarattığı etkiyi ifade etmek geri bildirim vermenin en doğru yoludur diyebiliriz. […]

    Z Kuşağında bir Ergenle Başa Çıkma Tüyoları

    Az önce yine kaygılı bir aile çıktı ofisimden. Üniversitede okuyan çocukları kendi seçtiği bölümü sevmemiş okulu bırakmak istiyormuş. Bütün gün evde bilgisayar oynuyormuş. Özellikle anne çocuğuna etki yaratamamaktan onun böylesine atalet halinde olmasından çaresiz ve evladının geleceği için endişeli hissediyor. Bu hikâye eminim tanıdık geldi sizlere de. Belki siz de ders konusunda sürekli çatışırken buluyorsunuz […]

    Geri Bildirim ve İleri Bildirim

    Eskiler bir hareketi veya davranışı onaylanmadıkları zaman uyarıda bulunurlardı. “Ali’yi uyardım”, “Elif’in davranışının yanlış olduğunu belirttim” veya “patron tarafından eleştiri yağmuruna tutuldum” gibi cümleleri duymuşsunuzdur. Pek çok psikoloji yaklaşımında da bu kavramla sıkça karşılaşırız. Transaksiyonel Analizde” Temas İletileri” kavramına göre; her sağlıklı birey temas iletisi alabilir, verebilir, isteyebilir, reddedebilir ve kendi kendine verebilir. Alfred Adler […]

    Ergenlik Döneminde Cinsellik

    Eylül ayının son haftasından herkese merhaba! Geçen haftaki yazımızda ergenlik döneminin genel özelliklerinden ve kimlik karmaşasından bahsetmiştik. Bu haftaki yazımız, ergenlik döneminde cinsel kimlik oluşumu ve cinsel yönelim üzerine olacak.   Ergenlik döneminde salınımı hızla artan testosteron ve östrojen hormonları, bu dönemde cinselliğin önem kazanmasını etkileyen başlıca faktördür. Bununla birlikte, ergenlik dönemindeki bireyler ebeveynlerinden uzaklaşarak […]

    Ergenlik Dönemi

    Geçtiğimiz haftalarda, yaşamın erken döneminden başlayarak ergenliğe kadar olan üç gelişimsel dönemin (bebeklik, ilk çocukluk ve okul çağı) özelliklerini, bu dönemde ortaya çıkan çatışmalarla birlikte ele aldık. Bu yazımızın konusu, ergenlik döneminin özellikleri ve bu dönemin en büyük çatışması olan kimlik karmaşası.   Ergenlik dönemi, yaklaşık 10-12 yaşlarında çocuğun ergenliğe girmesi (puberte) ile başlayan ve […]

    Okul Çağı

    Yeni bir haftadan herkese merhaba… Geçen haftaki yazımızda okul öncesi dönemdeki üç gelişimsel dönemi ele aldık ve bu gelişimsel dönemlerin sağlıklı bir şekilde tamamlanmasının çocuğu okul yaşamına nasıl hazırladığından bahsettik. Bu haftaki konumuz, okul çağı olarak bilinen (7-11 yaş) ve Erikson’un “başarıya karşı yetersizlik duygusu” olarak adlandırdığı gelişimsel dönemin özellikleri olacak.   Bu dönemin başlangıcında […]

    Gelişimsel Dönemler: Okul Öncesi Dönem

    Yeni bir aydan herkese merhaba. Eylül ayı geldi, okullar açıldı, biz de bu ay sizleri okul öncesi dönemden yetişkinlik dönemine kadar gelişimsel süreçler hakkında bilgilendirmek istedik… İlk yazımızda okul öncesi dönemin (0-6 yaş) farklı periyotlarının gelişimsel özelliklerinden bahsedeceğiz.   Gelişim psikolojisinde, yaşamın erken döneminden itibaren farklı yaş dönemlerinin biyolojik, bilişsel, psikolojik ve sosyal özellikleri belirlenmeye […]

    İş Yerinde Oynanan Oyunlar

    Yeni bir haftadan herkese merhaba. Kendimizle, partnerimizle ve çocuklarımızla olan ilişkimizi değerlendirdikten sonra bu haftaki yazım işyerindeki ilişkilerimiz üzerine. Pek çok danışanım işyerinde oynanan oyunlardan mutsuz ve bunu nasıl yöneteceğini bilmiyor.   İşyerindeki ilişkileri anlamak adına bu hafta Yaşam Pozisyonlarını anlatacağım sizlere. Bir kağıdı dört eşit parçaya bölün. Sağ üst kutucuğa I. pozisyon diyoruz. Bu […]

    Ebeveyn-Çocuk İlişkisi

    Ebeveynlik Stilimizin Çocuklarımız Üzerindeki Etkisi   Ağustos ayının son yazısından merhaba. Bu haftaki konumuz ebeveynlik stilimizin çocuklarımız üzerindeki etkisi. Yine Transaksiyonel Analiz bakış açısıyla ebeveynlik stillerini 4 grup altında toplayıp her birinin pozitif ve negatif taraflarından bahsedeceğim.   Eleştirel Ebeveynler   Eleştirel ebeveyn stili olan ebeveynler kontrolcü ve müdahalecidirler. Suçlayıcı, yargılayıcı, aşağılayıcı, ahlak dersi veren […]

    Anne-Baba İlişkisi

    Partnerinizle İlişkinizin Çocuğunuz Üzerindeki Etkileri   Yeni bir haftadan merhaba. Bu hafta da ilişkiler üzerine yazmaya devam. Geçen hafta partner ilişkisinden bahsetmiş, ‘Evliliği Sürdürmenin 7 İlkesi’ adı kitabında John Gottman’ın ‘Mahşerin Dört Atlısı’ olarak bahsettiği ilişkilere zarar veren davranış kalıplarından bahsetmiştim.   Bu haftaki konumuz partnerinizle ilişkinizin çocuğunuza olan etkisi. Konuyu Transaksiyonel Analiz yaklaşımının bahsettiği […]

    Mahşerin 4 Atlısı

    Yeni bir haftadan merhaba. Geçen haftaki yazımda ağustos ayı yazı dizimizin konusunun İlişkiler olduğundan bahsetmiş, ‘Kendinle Olan İlişkin’ ile başlangıç yapmıştık. Bu haftaki yazımla bağ kurmak adına yazının son iki cümlesiyle başlamak istiyorum;   Kendimizle ilişkimiz, hayatla kurduğumuz ilişkimizin özüdür. Kendimizi kabul etmeyi öğrenemezsek hayat da bizi kabul etmez… Tekrar tekrar aynı döngüyü yaşatır durur […]

    Stresle Baş Etme Atölyesi

    Sevgili takipçilerimiz,   Sizler için hazırladığımız ikinci atölyemizin konusu: Stresle Baş Etme Becerisi.   Stres Yönetimi Eğitici Eğitmeni Uzm. Psk. Hülya Üstel Eleviş ve Uzm. Psk. Manolya Özek Tatış eşliğinde stresin psikolojik ve fiziksel sağlığımıza etkilerini ve kendi başa çıkma stilimizi keşfedeceğiz. Stresle başa çıkmada kullanılan işlevsel stratejileri ve bu stratejileri kendi yaşantılarımızda kullanmanın yollarını […]

    Kendimizle İlişkimiz

    ‘BEN’ ve sen   Ağustos ayına hoş geldiniz. Yılın en sıcak, tatilin en bol ayından merhaba. Yaz mevsiminde belki hayatınızdaki problemlerinizi erteliyor olabilirsiniz ama kendinizden kaçmanız mümkün mü? Well-being ve stres konulu aylardan sonra bu ayın konusu hepimizin zaman zaman zorlandığı ortak bir alan; İLİŞKİLER… İlk yazım kendimizle olan ilişkimiz üzerine…   Başkalarına gösterdiğimiz şefkati […]

    Stres ve Problem Çözme Becerisi Arasındaki İlişki

    Temmuzun son haftasından merhaba. Umarım yaz sizin için huzurlu ve keyifli geçiyordur. Aşırı sıcaklar haricinde yazı sevmeyen duymadım çünkü çocuklar için de yetişkinler için de yaz demek tatil demek, hazırlanması gereken ödev, proje, sunum, sınav ve görev baskısından kurtulmak biraz olsun rahatlamak demek. O yüzden büyük ihtimal stresli bir dönem içinde olmayabilirsiniz ve genellikle böyle […]

    Stres ve Beslenme İlişkisi

    Yeni bir haftadan herkese merhaba. İlk yazımda stresi tanımak ve anlamak üzerine yazmıştım. Geçen haftaki yazımda stres ve fiziksel egzersiz üzerine yazdım. Bu haftaki yazımın konusu yaz döneminin ana gündemi olan kilolarımız ve stres ve beslenme ilişkisi.   Çevremdeki pek çok tanıdığımda, danışanımda hatta öz babamda obezite boyutunda kilo problemi var ve yıllar içinde her […]

    Stres ve Fiziksel Egzersiz İlişkisi

    Değişen çalışma koşullarında artan rekabet ve teknolojik gelişimlerin sonucu hızlı bir iletişim beklentisi bizleri sürekli bir baskı altında tutmaktadır. Gün geçtikçe artan, daha erken yaşta ve daha sık karşılaşır olduğumuz ölümler ve hastalıklar ise bu baskıya dayanma gücümüzün azaldığını, bu baskı ve strese karşı dayanıklılığımızı güçlendirmek için hemen şimdi harekete geçmemiz gerektiğini göstermektedir.   Dayanıklılık, […]

    İletişim