Anne-Baba İlişkisi

Anasayfa » İlişkiler » Anne-Baba İlişkisi

Partnerinizle İlişkinizin Çocuğunuz Üzerindeki Etkileri
 
Yeni bir haftadan merhaba. Bu hafta da ilişkiler üzerine yazmaya devam. Geçen hafta partner ilişkisinden bahsetmiş, ‘Evliliği Sürdürmenin 7 İlkesi’ adı kitabında John Gottman’ın ‘Mahşerin Dört Atlısı’ olarak bahsettiği ilişkilere zarar veren davranış kalıplarından bahsetmiştim.
 
Bu haftaki konumuz partnerinizle ilişkinizin çocuğunuza olan etkisi. Konuyu Transaksiyonel Analiz yaklaşımının bahsettiği ilişkilerde kurduğumuz transaksiyonlar ile açıklayacağım.
 
Partner ilişkilerini 4 grup altında toplayacağım.

     

  • Ebeveyn’den Ebeveyn’e iletişim kuranlar

Bazı çiftler ilişkilerinde kendi anne babalarından kopyaladıkları davranış kalıplarını tekrarlar. Geçen hafta bahsettiğim mahşerin dört atlısı; eleştiri, hor görme, kendini savunma ve duvar örme davranış kalıpları sizin ilişkinizde sıklıkla tekrar ediyorsa bu size ait değil, ebeveynlerinizden kopyaladığınız davranış kalıplarıdır.
 
Ebeveyn’den ebeveyn’e iletişim kuran çiftlerde devam eden bir güç mücadelesi ve çatışma vardır. Bu tip ilişkilerde kazanan yoktur çünkü çiftler yakınlık yaşayamazlar.

     

  • Çocuk’tan Çocuğa İletişim kuranlar

 
Bazı çiftler ise ilişkilerinde ‘Evcilik oyunu’ oynarlar. ‘Kırmızı Oda’ dizisini izlediyseniz orada anlatılan bir hikaye vardı. Danışanın annesi bir genel evde çalışırken babası ona aşık olup onu kaçırıyor. Belalılar onları bulamasın diye elektriğin, suyun olmadığı bir yere ev yapıyorlar ve 6 çocuk doğuruyorlar. Kimselerle iletişim kurmuyorlar. Anne baba birbirine çok aşık ama anne çocuklarla ilgilenmiyor. Çocuklar açlık içinde ve bakımsız. Büyük abla küçüklerle ilgilenmeye çalışıyor, kendi kendilerine oyun oynayarak hayata tutunuyorlar. Bir gün belalılardan biri evi basıyor anneye ve en büyük ablaya tecavüz ediyor. Babayı da öldürüyorlar. Tecavüze uğrayan abla kardeşlerini İstanbul’a getiriyor. Onları kurtarmak için genel evde çalışıp onlara para yolluyor. Dizideki danışan da 2. büyük abla olarak kardeşlerine bakım veriyor. Ama en büyük korkusu annesi ve büyük ablası gibi ‘orospu’ olmak. Bu korkuyla kendini dine verip kapanıyor, onunla evlenmek isteyen ilk erkekle evleniyor. Evlendiği adamın her türlü duygusal ve fiziksel şiddetine maruz kalmasına rağmen gidemiyor. Kendi kızlarını da aşırı baskıyla büyütüyor. Kendi annesine benzettiği büyük kızı ergenlikte evden kaçıyor ve annesinin korkusu gerçek oluyor, o da para karşılığı erkeklerle beraber olan bir ‘orospu’ya dönüşüyor.

     

  • Ebeveyn’den Çocuğa İletişim kuranlar

 
Yukarıdaki hikayede danışanın kendi ilişkisinde kurduğu ilişkiyi buna örnek verebiliriz. Anne babası ‘Çocuktan Çocuğa’ ilişki kurmuş, çocuklarının duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını yok saymıştır. Yetersiz bir ebeveynle büyüyen bu çocuk duygularını yok saymayı öğrenmiştir. Her an basılma korkusuyla büyüdüğü evden çıkıp ‘güvende olma’ ihtiyacıyla onu isteyen ilk erkekle evlenmiş ve her türlü şiddete rağmen gitmekten korkmuştur.  
 
Böyle bir evde büyüyen kızları ise iki farklı yola gitmiştir; Birisi İsyankar Çocuk olmuş, annesinin korkusunun nedenini bilmediğinden aşırı baskısından bunalmış evden kaçıp ortadan kaybolmuş ve sonunda da ‘orospu’ olmuştur. Kardeşi ise annesinin isteğine uyum sağlayan bir Uyumlu Çocuk olmuştur, çok başarılı bir öğrenci olmuş ve o da kapanmıştır. Annesinin korkuları ona da bulaşmıştır. Annesinin intihar girişimlerinden sonra terapiye getiren odur.

     
    Bu 3 iletişim biçimine, özellikle Ebeveyn’den Ebeveyne ve Ebeveyn’den Çocuğa iletişim kuran ebeveynlerin olduğu evde büyüyen bir çocuk ne hisseder? Özellikle 0-7 yaş döneminde böyle bir ortamda büyüyen bir çocuk henüz mantık yürütme aşamasında olmadığı için olan çatışmaları kendisiyle ilişkilendirir, kendisini sorumlu tutar. ‘Anne babam benim yüzümden kavga ediyorlar’ ‘Ben yaramazlık yaptığım için annem ağlıyor.’ Vb gibi. Onların öfkesini sünger gibi çeker. Çoğu zaman da anne ya da babanın partnerine gücü yetmiyorsa acısını ondan çıkarır. Bu çocuklar ‘Ben OK değilim’ kararını verip değersizlik hissedebilir. Genellikle bu tip evlerde büyüyen çocuklar kendine ait bir dünya yaratıp mutlu hissetmeye çalışırlar. Ya kendi başına geliştirdiği bir güven alanında (resim yapmak, oyun oynamak vs.) ya da evinden alamadığı ilgiyi, sevgiyi dışarda; hemcinsleriyle kurduğu arkadaşlıklarda ya da romantik ilişkilerde karşılamaya çalışırlar. Çoğu zaman da dışardaki ilişkilere bağımlılık geliştirirler.
     

  • Yetişkinden Yetişkine İletişim Kuranlar

 
Yetişkinden yetişkine iletişim kuran partnerler geçmiş ve gelecek korkularıyla yaşamak yerine şimdi ve şu anda problem çözme becerisine sahip kişilerdir. Bu çiftler birbirine çok benzediğinden değil, farklılıkları kabul ettiği için birbirleriyle geçinirler.  Birbirlerini dinler ve anlamaya çalışırlar. Sevgi kadar partnerinin ihtiyaçlarına karşı saygı önemlidir.
 
Böyle bir evde büyüyen bir çocuk hayata karşı daha hazırlıklı büyür. Çünkü evinde duyguları ve farklılıkları yok saymak yerine kabulü öğrenmiştir. Problemleri yok saymak yerine problemi çözme becerisi gelişir. Bu çocuk kendine ve ihtiyaçlarına değer vermeyi öğrenir. Ve yetişkin hayatında kurduğu ilişkilerde başkaları odaklı değil kendi merkezinde kalarak ilişki kurar. Kendi merkezindedir ama başkalarının istek ve ihtiyaçlarına duyarlıdır. Ve bir ilişki ona zarar veriyorsa kalmak yerine gitme sorumluluğunu alır çünkü kendisine değer verir.
 
Uzm. Psk. Manolya Özek Tatış

 

Diğer Blog Yazıları

Ergenlik Döneminde Cinsellik

Eylül ayının son haftasından herkese merhaba! Geçen haftaki yazımızda ergenlik döneminin genel özelliklerinden ve kimlik karmaşasından bahsetmiştik. Bu haftaki yazımız, ergenlik döneminde cinsel kimlik oluşumu ve cinsel yönelim üzerine olacak.   Ergenlik döneminde salınımı hızla artan testosteron ve östrojen hormonları, bu dönemde cinselliğin önem kazanmasını etkileyen başlıca faktördür. Bununla birlikte, ergenlik dönemindeki bireyler ebeveynlerinden uzaklaşarak […]

Ergenlik Dönemi

Geçtiğimiz haftalarda, yaşamın erken döneminden başlayarak ergenliğe kadar olan üç gelişimsel dönemin (bebeklik, ilk çocukluk ve okul çağı) özelliklerini, bu dönemde ortaya çıkan çatışmalarla birlikte ele aldık. Bu yazımızın konusu, ergenlik döneminin özellikleri ve bu dönemin en büyük çatışması olan kimlik karmaşası.   Ergenlik dönemi, yaklaşık 10-12 yaşlarında çocuğun ergenliğe girmesi (puberte) ile başlayan ve […]

Okul Çağı

Yeni bir haftadan herkese merhaba… Geçen haftaki yazımızda okul öncesi dönemdeki üç gelişimsel dönemi ele aldık ve bu gelişimsel dönemlerin sağlıklı bir şekilde tamamlanmasının çocuğu okul yaşamına nasıl hazırladığından bahsettik. Bu haftaki konumuz, okul çağı olarak bilinen (7-11 yaş) ve Erikson’un “başarıya karşı yetersizlik duygusu” olarak adlandırdığı gelişimsel dönemin özellikleri olacak.   Bu dönemin başlangıcında […]

Gelişimsel Dönemler: Okul Öncesi Dönem

Yeni bir aydan herkese merhaba. Eylül ayı geldi, okullar açıldı, biz de bu ay sizleri okul öncesi dönemden yetişkinlik dönemine kadar gelişimsel süreçler hakkında bilgilendirmek istedik… İlk yazımızda okul öncesi dönemin (0-6 yaş) farklı periyotlarının gelişimsel özelliklerinden bahsedeceğiz.   Gelişim psikolojisinde, yaşamın erken döneminden itibaren farklı yaş dönemlerinin biyolojik, bilişsel, psikolojik ve sosyal özellikleri belirlenmeye […]

İş Yerinde Oynanan Oyunlar

Yeni bir haftadan herkese merhaba. Kendimizle, partnerimizle ve çocuklarımızla olan ilişkimizi değerlendirdikten sonra bu haftaki yazım işyerindeki ilişkilerimiz üzerine. Pek çok danışanım işyerinde oynanan oyunlardan mutsuz ve bunu nasıl yöneteceğini bilmiyor.   İşyerindeki ilişkileri anlamak adına bu hafta Yaşam Pozisyonlarını anlatacağım sizlere. Bir kağıdı dört eşit parçaya bölün. Sağ üst kutucuğa I. pozisyon diyoruz. Bu […]

Ebeveyn-Çocuk İlişkisi

Ebeveynlik Stilimizin Çocuklarımız Üzerindeki Etkisi   Ağustos ayının son yazısından merhaba. Bu haftaki konumuz ebeveynlik stilimizin çocuklarımız üzerindeki etkisi. Yine Transaksiyonel Analiz bakış açısıyla ebeveynlik stillerini 4 grup altında toplayıp her birinin pozitif ve negatif taraflarından bahsedeceğim.   Eleştirel Ebeveynler   Eleştirel ebeveyn stili olan ebeveynler kontrolcü ve müdahalecidirler. Suçlayıcı, yargılayıcı, aşağılayıcı, ahlak dersi veren […]

Anne-Baba İlişkisi

Partnerinizle İlişkinizin Çocuğunuz Üzerindeki Etkileri   Yeni bir haftadan merhaba. Bu hafta da ilişkiler üzerine yazmaya devam. Geçen hafta partner ilişkisinden bahsetmiş, ‘Evliliği Sürdürmenin 7 İlkesi’ adı kitabında John Gottman’ın ‘Mahşerin Dört Atlısı’ olarak bahsettiği ilişkilere zarar veren davranış kalıplarından bahsetmiştim.   Bu haftaki konumuz partnerinizle ilişkinizin çocuğunuza olan etkisi. Konuyu Transaksiyonel Analiz yaklaşımının bahsettiği […]

Mahşerin 4 Atlısı

Yeni bir haftadan merhaba. Geçen haftaki yazımda ağustos ayı yazı dizimizin konusunun İlişkiler olduğundan bahsetmiş, ‘Kendinle Olan İlişkin’ ile başlangıç yapmıştık. Bu haftaki yazımla bağ kurmak adına yazının son iki cümlesiyle başlamak istiyorum;   Kendimizle ilişkimiz, hayatla kurduğumuz ilişkimizin özüdür. Kendimizi kabul etmeyi öğrenemezsek hayat da bizi kabul etmez… Tekrar tekrar aynı döngüyü yaşatır durur […]

Stresle Baş Etme Atölyesi

Sevgili takipçilerimiz,   Sizler için hazırladığımız ikinci atölyemizin konusu: Stresle Baş Etme Becerisi.   Stres Yönetimi Eğitici Eğitmeni Uzm. Psk. Hülya Üstel Eleviş ve Uzm. Psk. Manolya Özek Tatış eşliğinde stresin psikolojik ve fiziksel sağlığımıza etkilerini ve kendi başa çıkma stilimizi keşfedeceğiz. Stresle başa çıkmada kullanılan işlevsel stratejileri ve bu stratejileri kendi yaşantılarımızda kullanmanın yollarını […]

Kendimizle İlişkimiz

‘BEN’ ve sen   Ağustos ayına hoş geldiniz. Yılın en sıcak, tatilin en bol ayından merhaba. Yaz mevsiminde belki hayatınızdaki problemlerinizi erteliyor olabilirsiniz ama kendinizden kaçmanız mümkün mü? Well-being ve stres konulu aylardan sonra bu ayın konusu hepimizin zaman zaman zorlandığı ortak bir alan; İLİŞKİLER… İlk yazım kendimizle olan ilişkimiz üzerine…   Başkalarına gösterdiğimiz şefkati […]

Stres ve Problem Çözme Becerisi Arasındaki İlişki

Temmuzun son haftasından merhaba. Umarım yaz sizin için huzurlu ve keyifli geçiyordur. Aşırı sıcaklar haricinde yazı sevmeyen duymadım çünkü çocuklar için de yetişkinler için de yaz demek tatil demek, hazırlanması gereken ödev, proje, sunum, sınav ve görev baskısından kurtulmak biraz olsun rahatlamak demek. O yüzden büyük ihtimal stresli bir dönem içinde olmayabilirsiniz ve genellikle böyle […]

Stres ve Beslenme İlişkisi

Yeni bir haftadan herkese merhaba. İlk yazımda stresi tanımak ve anlamak üzerine yazmıştım. Geçen haftaki yazımda stres ve fiziksel egzersiz üzerine yazdım. Bu haftaki yazımın konusu yaz döneminin ana gündemi olan kilolarımız ve stres ve beslenme ilişkisi.   Çevremdeki pek çok tanıdığımda, danışanımda hatta öz babamda obezite boyutunda kilo problemi var ve yıllar içinde her […]

Stres ve Fiziksel Egzersiz İlişkisi

Değişen çalışma koşullarında artan rekabet ve teknolojik gelişimlerin sonucu hızlı bir iletişim beklentisi bizleri sürekli bir baskı altında tutmaktadır. Gün geçtikçe artan, daha erken yaşta ve daha sık karşılaşır olduğumuz ölümler ve hastalıklar ise bu baskıya dayanma gücümüzün azaldığını, bu baskı ve strese karşı dayanıklılığımızı güçlendirmek için hemen şimdi harekete geçmemiz gerektiğini göstermektedir.   Dayanıklılık, […]

Stresim bana ne söylüyor?

  Herkese merhaba. Uyumlu Yaşam Akademisi olarak her ay bir konuyu ele alıyor ve yazılar yazıyoruz. Haziran ayının konusu Psikolojik Sağlık-Wellbeing idi. Temmuz ayının konusu ise Stres. İlk yazımız Stresi tanımak ve anlamak üzerine…   İnternette tanımı üzerine yüzlerce bilgi ve yazı bulabilirsiniz. Stres genellikle yeni, farklı, beklenmedik veya benliğimizi tehdit altında hissettiren bir durumla […]

Psikolojik Sağlık Atölyesi

?Haziran ayı boyunca Psikolojik Sağlık kavramıyla ilgili bilgi paylaştık, stresin psikolojik sağlığa etkileri, psikolojik sağlığın mindfulness ve dayanıklılık ile ilişkisini ele aldık ve sizlere sağlıklı kalma yolunda bazı önerilerde bulunduk. Bu paylaşımlarımızdan esinlenerek sizlere psikolojik sağlık kavramını hayatınıza geçirmenizi sağlayacak bir atölye hazırladık. Bu atölyede psikolojik sağlığı uzmanlarından dinleyecek ve günlük hayatınıza uygulayabileceğiniz pratik bilgiler […]

Nasıl sağlıklı kalınır?

Sağlıklı Kalmanın İlk Adımı: Duygusal dayanıklılığımızı artırmak!   Psikolojik sağlığımızı korumanın ve sağlıklı kalmayı sürdürebilmenin en önemli koşullarından biri duygusal dayanıklılığımızı arttırmaktır. Duygusal Dayanıklılığın ne olduğunu anlamak için farklı kişilik özelliklerini anlamada kullanılan beş büyük faktör kuramından faydalanabiliriz. Bu 5 etmen; Açıklık, Sorumluluk, Dışadönüklük, Uyumluluk ve Duygusal Dengedir. Biz bu yazımızda Duygusal Denge etmenine odaklanacağız. […]

Psikolojik Sağlık ve Dayanıklılık

Köşe yazılarımı takip edenler bilirler. Ben resilience (dayanıklılık) ve wellbeing (psikolojik sağlık) üzerine sıklıkla yazılar yazan bir psikoloğum. Ve son dönemde hem ülkemizde hem dünyada yaşanan COVID-19 pandemisi, savaşlar ve terör olayları bu iki kavramı hayatımıza geçirmenin hayatta kalabilmemiz için ne kadar gerekli olduğunu bir kere daha gösteriyor.   Hayatta kalmak için en temel ihtiyacımız olan […]

Mindful Bir Yaşam Üzerine

Yıllar evvel erkek bir arkadaşım bana Jon Kabat Zinn’in ‘Wherever You Go, There You are’ adlı kitabını hediye etmişti. Üniversiteden sonra yurtdışında yaşayan biri olarak kültürel farklar ve kendi ayakları üzerinde durmakta zaman zaman zorlanmıştı. Özellikle rekabetçi ve talepkar bir Amerikan şirketinde uğradığı mobbing sonrasında tükenmişlik sendromu yaşamış, bütün bedeni çökmüş, aylarca yürüyememiş ve kendine […]

Stres ve Psikolojik Sağlık

Yaşamımız boyunca birçok zorlayıcı durumla karşı karşıya kalırız ve vücudumuz bu durumlarla baş edebilmek için ortaya duygusal bir tepki çıkarır. “Baskı” anlamına gelen stres, zorlayıcı bir duruma karşı verilen psikolojik ve fiziksel bir reaksiyondur. Peki stres her zaman istenmeyen/işlevsel olmayan bir duygu mudur?   Bu sorunun cevabını verebilmek için stresin farklı türlerini ele alalım. Stres […]

Bağımlılık

Wellbeing üzerine yazdığımız iki yazımızda da paylaştık; Psikolojik iyi oluş, kimileri için haz odaklı ve pozitif duyguların peşinde bir yaşam adanmışlığı olarak tanımlanıyor. Hazzın içinde keyif, enerji, iyi hissetme mutlaka var ama o nesne ya da eylemden uzaklaştığınızda etkisi sürmüyor. O yüzden içki, seks, madde, sigara hatta bazen spor beyin kimyamız üzerinde yarattığı etki sayesinde […]

Psikolojik Sağlık nedir?

Uyumlu Yaşam Akademisinin 2. yazısına hoş geldin. İlk yazıda Aristo’dan günümüze Well-being-psikolojik iyi oluşun farklı teorisyenlerce nasıl tanımlandığını anlatmıştım. Özet geçmek gerekirse psikolojik iyi oluş, kimileri için haz odaklı ve pozitif duyguların peşinde bir yaşam adanmışlığı olarak tanımlanırken, günümüz teorisyenlerinin pek çoğu bunun yeterli olmadığını, kişinin potansiyelini gerçekleştirebildiği aktiviteler yaparak ya da güçlü yönlerini kendinden […]

İletişim