Ben kimim ve bunu nereden biliyorum?

Hiç kendinize “ben kimim ve bunu nereden biliyorum?” sorusunu sorduğunuz oldu mu? Hemen hemen herkes “ben kimim” sorusunu kendine sormuştur diye tahmin ediyoruz. Peki kim olduğunuzu nereden biliyorsunuz?
 
Bu haftaki yazımızda kimliğimizi ve kendimize dair sahip olduğumuz bilginin kaynağını Temas İletileri kavramı üzerinden açıklayacağız. Transaksiyonel Analiz Yaklaşımı‘na göre insanın en temel ihtiyaçlarından biri temasta olmaktır. Hem kendisiyle hem de dış dünyayla temas kurmak, bireyin varlığının onanmasının en temel yoludur. Doğduğumuz andan itibaren dış dünyayla ilişki kurar, dünyanın ve diğer insanların nasıl bir yer olduğuna dair bilgi toplamaya başlarız. Bununla birlikte, dış dünyadan aldığımız bilgileri kendi süzgecimizden geçirerek bir benlik kavramı oluştururuz. Edindiğimiz bilgiler arttıkça “dünya nasıl bir yer, insanlar nasıl düşünür, ben nasıl biriyim” gibi sorular tek tek cevap bulmaya başlar. Bu dış uyaranlar olmadan kendimize yönelik bir farkındalığa sahip olmamız mümkün değildir. Transaksiyonel Analiz (TA) bu uyaranları “temas iletileri” olarak tanımlar. Eğer bu uyaranlar dış dünyadan veya bir kişiden geliyorsa “dışsal temas iletisi” kendi düşüncelerimize ve duygularımıza dayanıyorsa “içsel temas iletisi” olarak adlandırılır. Erken çocukluk dönemine kadar (yaklaşık 7-8 yaş) içsel temas iletisi verme becerilerimiz pek gelişmemiştir. Bu sebeple kim olduğumuza yönelik tek kaynak çevremizdeki insanlardan aldığımız dışsal temas iletileridir. Annemiz-babamız, öğretmenimiz veya bir başka yetişkin bize kim olduğumuzu söylüyorsa biz o olduğumuzu düşünürüz. Bize gelen dışsal iletiler bizim yeterli, başarılı veya iyi biri olduğumuz yönündeyse olumlu bir benlik algısı geliştiririz. Fakat bize gelen iletiler çoğunlukla başaramadığımız, eksik olduğumuz, yanlış yaptığımız konularla ilgiliyse kendimize yönelik algımız olumsuz olacaktır. Bir diğer önemli nokta ise eğer yalnızca uslu bir çocuk olursak olumlu bir temas iletisi alıyorsak bu durum çoğunlukla kendimizi kısıtlamamız, ihtiyaçlarımızı göz ardı etmemiz ve ebeveynlerimizin istediği gibi biri olmamızla sonuçlanacaktır. İlerleyen yazılarımızda bu konuyu Ego Durumları kavramıyla birlikte detaylı bir şekilde ele alacağız.
 
Temas İletilerinin benliğimizle olan ilişkisine geri dönecek olursak, bugün bir yetişkin olarak kendimize temas iletisi vermenin mümkün olduğunu ve yaptığımız hataların yanı sıra çok iyi yaptığımız birçok şeyin de var olduğunu sizlere hatırlamak isteriz. Belki küçük bir çocukken çok fazla olumsuz temas iletisi almış ve olumsuz/yetersiz bir benlik algısı geliştirmiş olabilirsiniz. Bugün bir yetişkin olarak, kendinize hala ebeveynlerinizin sizi tanımladığı yerden bakıyor olabilirsiniz. Belki de bu durumun farkında bile değilsiniz…
 
Sizi kendinize “ben kimim ve bunu nereden biliyorum?” sorusunu sormaya ve kaynaklarınızı keşfetmeye davet ediyoruz. Özellikle, kendinize yönelik sahip olduğunuz bilgilerin kaynağını gözden geçirmenizi ve kendinize olumlu temas iletisi vermeyi denemenizi öneriyoruz…
 
Uzm. Psk. Büşra Seldüz

Diğer Blog Yazıları