Afet Dönemlerinde Sosyal Medya Paylaşımlarının Etkileri
Anasayfa » Afet Dönemlerinde Sosyal Medya Paylaşımlarının Etkileri
Maalesef ülke olarak çok kötü bir haftaya uyandık. Kahramanmaraş ve çevresindeki illerimiz önce 7,7 sonra 7,6 büyüklüğündeki iki büyük depremle sarsıldı. Öncelikle depremden direkt ya da dolaylı yoldan etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Yaralılarımıza acil şifa, kaybettiklerimize rahmet ve yakınlarına baş sağlığı dileriz.
Hepimiz çok üzgünüz. Elimizden geleni yapmak ve bir şekilde yardımcı olmak istiyoruz. Haber almak istiyor, haber almak isteyenlere de fayda sağlamak istiyoruz. İlk olarak yöneldiğimiz mecralardan biri de günümüzde en çok sesimizi duyurabildiğimiz sosyal medya oluyor. Afetin yaşandığı ilk dakikalardan itibaren binlerce video ve fotoğraf sosyal medyada paylaşıldı. Maalesef bu paylaşımların büyük bir kısmı hassas içerik sayılabilecek görüntülerden oluşuyor. Bunlar her ne kadar iyi niyetle yapılan paylaşımlar da olsa, toplum ruh sağlığı açısından faydadan çok zararı olabilir. Bunun yanı sıra paylaşılan bazı teyit edilmemiş ve doğruluğu bilinmeyen bilgiler karışıklığa yol açabiliyor. İnsanların en çok desteğe ihtiyaç duyduğu anda yanlış bilgilendirme ile yanlış yönlendirmenin yapılması arama kurtarma ve yardım faaliyetlerinin aksamasına sebep olabilir.
Afetler sonrası paylaşılan hassas içerikler diğer medya araçlarında sansürlenmektedir. Fakat sosyal medyada bu görüntüler sansürsüz olarak herhangi bir uyarı verilmeden paylaşılmakta ve hızlıca yayılmaktadır. Dolayısıyla bu paylaşımların hem haberleri takip eden halkın hem de görüntülerdeki kişilerin yakınlarının ruh sağlığını olumsuz etkilemesi ve özellikle depremzede yakınlarında travma oluşturması söz konusudur.
Hem depremzede ve yakınları hem de haberleri takip eden kişilerde görülebilecek olumsuz etkiler;
- Yoğun korku, çaresizlik, umutsuzluk hisleri
- Öfke patlamaları
- İçe kapanma
- Aşırı yorgunluk
- Bedensel şikayetler (ağrılar, mide bulantısı vb.)
- Yeme alışkanlıklarında bozulmalar (iştahsızlık ya da aşırı yeme)
- Uyku bozuklukları (uyku zorluğu ya da aşırı uyku isteği)
- Konsantrasyon eksiklikleri
- Aşırı uyarılmışlık hali ve aşırı irkilme tepkileri
- İşlevselliğin bozulması (kişisel bakımını aksatma, sorumluluklarını yerine getirememe gibi)
Peki ne yapabiliriz? Depremden herkesin farklı etkilendiğini ve farklı tepkiler verdiğini unutmayalım. Yalnızca depremzede ve yakınları değil, olaya yazılı ve görsel basın aracılığı ile şahit olan kişilerin de travma yaşaması olasıdır. Bu anlamda hassas içerik sayılabilecek -yaralı ve ölülerin görüntüleri, kan içeren görüntüler- paylaşımlar yaparken dikkatli olmanızı öneriyoruz. Eğer paylaşacaksak sansürlenerek ve hassas içerik olduğu belirtilerek paylaşmamız daha sağlıklı olur. Bilgilendirme ve yardımların ulaşması açısından sosyal medya desteği önemli olmakla beraber, doğruluğu teyit edilmemiş bilgiler daha fazla zarara yol açabileceği için paylaşmadan önce kesinliğinden emin olmaya özen gösterebiliriz. Kendimizi korumak açısından da gerekirse sosyal medyayı sınırlı kullanmamız daha sağlıklı olabilir. Bu dönemde fazla etkilenebilecek kişileri ve özellikle çocuklarınızı bu tarz içeriklerden uzak tutmanızı, sosyal medya kullanımlarını denetlemenizi öneriyoruz.
Psk. Buse ŞENTÜRK